Oksitosin | Aşk Acısı Ve bağlanmamızın sebebi

0
185

Yeni bir aitin başlangıcı soluk kesici olabiliyor; partneriniz yanınızdayken mest olur ve yanınızda değilken hasret duyarsınız. Harbiden kimi aşk kuşları ellerini birbirlerinden uzak tutamazlar. Bu davranışın sebebi mi ? Oksitosin.

“Kucaklaşma Kimyevisi”

Şayet bu hormonunu duyduysanız ya fizyoloji çalıştınız ya da bu hormonunun anne-bebek bağlanmasındaki rolünü biliyorsunuzdur. Sevdiğimiz birine sarıldığımızda veyahut onu öptüğümüzde oksitosin hormon düzeyimiz yükselir ve iki kişinin bağlanmasında anahtar bir rol oynar. Oksitosin bu arada çöküntünün da panzehiridir.

Yalnızca bu kadar da değil. Amerika ve Norveç’ten araştırmacılar, oksitosin hormonunun yalnızca aşık olduğunuzda değil; ayrı olarak kriz vaziyetindeki ilişkinizi düşündüğünüzde de arttığını keşfettiler.

İlişki Esnasında Oksitosin Nasıl Değişir ?

Araştırma ekibi 75 Amerikalı çift ve ilişkisi olan 148 Norveçli ferdi incelediler.

Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Trond Viggo Grøntvedt “Araştırmaya katılanlardan partnerlerini ve partnerlerinin ilişkilerinde onlarla nasıl bağ kurmalarını istediklerini düşünmeleri istendi.” diye konuştu.

Oksitosin düzeyleri hem partnerlerini ve ilişkilerini düşünme görevinden önce hem de sonra ölçüldü. Her iki çalışmada da insanların bağlanmalarında kuvvetli şahsi yatırım hissettiklerinde hormon düzeylerinin yüksek olduğu görüldü.

Fakat ilişkiye daha çok bağlanmış partnerler -başka bir deyişle sonsuza dek birlikte olmak isteyenler- ilişkilerini düşündüklerinde daha az bağlananlara göre daha fazla oksitosin salgıladılar. Daha da enteresanı mi ? Bu insanlar partnerlerinin daha az bağlı olduklarını hissettiklerinde, bu vazgeçiş (geri geçilme) daha fazla oksitosin salgılanmasını uyardı.

Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Andreas Aarseth Kristoffersen “İnsanlar, partnerlerinin ilişkilerine kendilerinden daha az alakalı olduğunu fark ettiklerinde bağlanma (ilişki kurma) hormon düzeyi artar.”  diye konuştu.

Aradaki Bağı Yine ve Yine Kurma Arzusu

Bizim bu hormonla alakalı evvelki bilgilerimizin aksine, oksitosin yalnızca ilişki iyi giderken desteklemek için değil; ayrılık eli kulağında gözüküyorken de ilişkiyi kurtarmak için çalışıyor.

“İşler hem iyi hem kötü gittiğinde daha fazla oksitosin salgılamanız ikilemli gözüküyor. Ancak iş aynen bu şekilde oluyor.”

Lakin partnerimiz bizden uzaklaşmaya başladığında neden onunla bağ kurma, ona dokunma arzumuz artsın ki ?

“Bu belki de ilişkisi olan insanların eşleri saçmaladığında daha fazla bağlanmalarına kapı aralıyor olabilir.”

Şayet ilişki ayakta kalacaksa, birinin çabalaması ihtiyaç duyulan ve işe koyulma kararanın alınmasında bu hormon gerekli beyin kimyasını oluşturuyor gibi görünüyor.

En sonunda, üretilen oksitosin miktarı tek bir şeye göre değişir; kişinin ilişkiye ferdi olarak yaptığı yatırım. Bir kere her şey kaybolmaya başlayınca ve çift açıkça ayrılığa doğru ilerlediğinde, daha fazla yatırım yapan partnerin oksitosin düzeyinde aynı artış görülmez.

“Kaybedilen bir davaya daha fazla yatırım yapmanın bir manası yok.”

Ve oksitosin düzeyinin düşmesinin -çöküntüye karşı savunan bir kimyevi olduğunu anımsayın- gelecek vaat eden bir aitiz bittiğinde hüzünlü hissetmenize kapı aralaması muhtemel.

Aşık Olmadan Oksitosin Düzeyinizi Nasıl Arttırabilirsiniz ?

İşte, yeni ayrılan ve ciddi bir ilişki istemeyenler için size sarılacak birini bulamadığınızda oksitosin düzeyini arttırmaları için birkaç tavsiye

  1. Köpeğinizin gözlerinin içine bakın: Japonya’daki Azabu Üniversitesinden hayvan davranışçı Takefumi Kikusui, köpeğinizin gözleriyle kenetlenmeniz oksitosin düzeyinizi yüzde 300 arttırabilir. Ayrı olarak, köpeğinizi sevmek de işe yarayabilir.
  2. Birine Sarılın: Sarılmak kardiyovasküler stresi azaltır ve bağışıklık sistemini güçlendirir, dahası oksitosin düzeyini yükseltir.
  3. Armağan verin: Armağan vermek -gerçek armağan veyahut geçerli bir sebepten yapılan para bağışı fark etmez- oksitosin düzeyimizi yükseltir. “Oksitosin: Tatil Hormonu” isimli yazının yazarlarına göre bedenlerimiz bu hormonu salgılayarak armağanımızı görmesek veyahut pozitif tesirlerini tecrübelemesek dahi bizim bir şeyler vermemize kapı aralamaktadır; özgeciliğin bir formu, eşsiz insanı işaret ediyor olabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here